TOBB - Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Denizcilik sektörüne yeni yatırım teşvik sisteminde özel bir yer verilmeli


23.12.2011 / Ankara



TOBB Deniz Ticaret Odaları Konsey Toplantısı’nda konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, yeni yatırım teşvik sisteminde, denizcilik ve gemi inşa sektörlerinin mutlaka yer alması gerektiğini söyledi.​ ​

 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Deniz Ticaret Odaları Konsey Toplantısı, TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, TOBB Deniz Ticaret Odaları Konsey Başkanı Sefer Kalkavan ile Konsey üyelerinin katılımıyla Ankara’da TOBB Birlik Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Toplantının açılışında konuşan TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, denizcilik sektöründe daha fazla yatırıma ve büyümeye ihtiyaç bulunduğuna işaret etti. Bu çerçevede, denizcilik sektörüne, bir bütün olarak yatırım teşvik sistemi içinde özel bir yer verilmesini isteyen Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Zira, sadece AB üyesi devletler değil, asıl rakibimiz konumundaki Çin, Kore Brezilya, Hindistan ve Rusya da, gemi inşa sanayine, doğrudan ya da dolaylı destekler geliştirdiler. Ancak Türkiye’de sektörümüz, büyük ölçüde teşvik kapsamı dışında kaldı. Hazırlanan yeni yatırım teşvik sisteminde, denizcilik ve gemi inşa sektörlerimiz mutlaka yer almalıdır.”

-Denizcilik ülkenin yıldız sektörü

Türkiye ekonomisinin, özel sektör kaynaklı çok büyük başarılara imza atmaya devam ettiğini anlatan Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin bu yılın ilk 9 ayında yüzde 9,6 büyüyerek, AB, OECD ve G-20 ülkeleri arasında büyüme oranında ilk sıraya yükseldiğini bildirdi. Özel sektör olarak ekonomiyi büyütürken, istihdamı da artırdıklarından söz eden TOBB Başkanı “İlk 9 ayda özel sektörde 1 milyon 126 bin kişiye kayıtlı-sigortalı istihdam sağlandı” diye konuştu.

Denizcilik sektörünün, son yıllarda hızla gelişerek, hem istihdam hem de döviz kazandırma açısından, ülkenin yıldız sektörlerinden biri olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu şunları söyledi: “Mesela sadece gemi inşa sanayindeki istihdam, küresel kriz öncesi itibariyle son 10 yılda, 5 binden 40 bine ulaştı. Yine aynı dönemde sektörümüzün ihracatı, 250 milyon dolardan, 3 milyar dolara yükselmiştir. 2003 öncesinde belli bir alanda sıkışıp kalan tersanelerimiz, doğru yatırım teşvikleriyle, Hopa’dan İskenderun’a kadar geniş bir bölgeye yayılmıştır. 40 civarında olan tersane sayısı, 100’ün üzerine çıkmıştır. Böylece Türkiye, gemi üretim kapasitesi anlamında dünyada 23. sıradan ilk 10 ülke içine girmiş, hatta sipariş adedi anlamında 5. sıraya kadar yükselmiştir.

Bakanımızın çabalarıyla, tersanelerimize önemli miktarda kamu desteği aktarılmıştır.  Savunma sanayinde yerli gemi üreticilerimizin ilk defa ana tedarikçi olmaları, kredi garanti fonu sistemine yine ilk defa gemi inşa sektörünün dahil edilmesi, yaşanan sıkıntıların aşılmasında önemli adımlar olmuştur.

Bundan sonra da, kamu kurumlarıyla birlikte yürütülecek koordineli bir çalışmayla, daha etkin sonuçlara ulaşacağımıza inanıyoruz. 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat olmak üzere, 1 trilyon doların üzerinde dış ticaret hacmi hedefliyoruz. O halde, hem gemi inşa sanayimizi, hem deniz taşımacılığını, hem de limanlarımızı geliştirmeye ve büyütmeye ihtiyacımız var.”

Geçen senenin aynı dönemi ile karşılaştırıldığında, bu yılın ilk 10 ayında navlun gelirlerinin 160 milyon dolar artışla 2,9 milyar dolar olduğunu bildiren Hisarcıklıoğlu, navlun giderlerinin ise 470 milyon dolar artarak 5,2 milyar dolara ulaştığını söyledi.


-Küresel rakiplerin aldığı desteklere benzer desteklere ihtiyaç var

Deniz taşımacılığı ve gemi inşa sektörlerinin, gösterdikleri başarıyla, Türkiye’nin küresel rekabetteki gururu olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, küresel rakiplerin aldığı desteklere benzer desteklere ihtiyaç olduğuna dikkat çekti.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şöyle devam etti:

“İtalya ile Çin arasında en büyük ekonomiyiz, sanayi malı tedarikçisiyiz, ticaret yolları üzerindeyiz. Ama mesela ekonomik büyüklüğü bizimle hemen hemen aynı olan, ama kıyı şeridi bizimkinin 15’te biri olan Hollanda, bizden daha fazla yükleme-boşaltma işlemi gerçekleştiriyor. Öte yandan, gemi taşımacılığında Avrupa’da altıncıyız. Ama potansiyelimiz çok daha yüksek.  Son 5 yılda Avrupa’da deniz yolu ile taşınan yük, yıllık ortalama yüzde 3 artarken, bizde yüzde 19 arttı. Özellikle transit taşıma neredeyse her yıl ikiye katlanıyor. Bu sayede, taşımacılıkta bizden önde olan Almanya’nın önüne geçtik. Buda gemicilik sektöründeki potansiyelimizin yüksekliğini gösteriyor. Ama akaryakıt taşıması çıkarıldığında, hala Avrupa’nın ilk 20 limanı içinde yer alacak limanımız yok.

Demek ki, hem gemi inşa sanayini, hem deniz taşımacılığını hem de liman yatırımlarını eşgüdüm içinde teşvik etmeliyiz. Bugün gemi inşa sanayimiz dünyada marka olmaya gidiyor ve her türlü gemiyi anahtar teslim yapacak duruma geldik. Gemi inşaatında dünyanın 6. büyük üreticisi, yat üretimindeyse hem Avrupa’da üçüncüyüz, hem de küresel bir marka haline geldik. Elbette sektörümüzü büyütürken bunu eğitimli insan gücü olmadan yapamayız.

Bu çerçevede Deniz Ticaret Odamızın mesleki eğitim imkânlarını artırması çok önemlidir. Metin Kalkavan’ı bu vizyonundan dolayı tebrik ediyorum. 9 olan meslek lisesi sayısını 59'a çıkarması ve böylece 32 bin gencimizin denizcilik eğitimi alır hale gelmesi bir vizyon işidir. Son olarak da yine adına yakışır bir şekilde Piri Reis Üniversitesi’ni kurması, özellikle takdire şayandır. Denizcilik Sektör Meclisimiz de çok başarılı çalışmalar yürütüyor. Erol Yücel kardeşimi de tebrik etmek istiyorum.

Denizcilik sektörümüzde pervaneler döndükçe, Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olma rotasında ilerlemeye devam edecektir.”

-Fransa’daki Ulusal Meclisin onayladığı yasaya tepki

Konuşmasında Türk-Fransız ilişkileri açısından çok olumsuz bir gelişmeye neden olan sözde Ermeni Soykırımı konusundaki Ulusal Meclis tarafından onaylanan yasaya da değinen Hisarcıklıoğlu şunları söyledi:

“Fransa Ulusal Meclisi tarafından oylanarak Senato gündemine gönderilen yasa, Türkiye- Fransa ilişkileri tarihine bir “kara leke” olarak geçmiştir. Fransa, bilim adamları ve tarihçilerin çalışmalarına ve arşivlerdeki belgelere aldırmaksızın, siyasal bir kararla resmi tarih yazmaya kalkmıştır.

Oysa Fransız aydınlanması sayesinde her şey, aklın mahkemesinde kendini savunma hakkını kazanmıştı. Bir fikrin kendisini savunma hakkını gasp etmeye çalışan bu karar vicdan ve hukuk sınavında sınıfta kalmıştır. Fransa bu kararla üç yüz yıl geriye gitmiş, kendi aydınlanma tarihini reddetmiş ve tercihini Orta Çağ karanlığından yana kullanmıştır. “Düşünce körlüğü gözün körlüğünden daha kötüdür” diye bir Fransız atasözü vardır. Fransız siyaseti bizim nezdimizde artık kör bir siyasettir!

Kendi şahsi çıkarlarını, seçim hesaplarını ülke çıkarlarının önüne koyan siyasetçiler unutmasın ki hakikatler yasalardan üstündür. En temel hakikat de hiç bir fikrin yasaklanamayacağıdır.  Dileriz ki bu haksız girişim Fransız Senatosu tarafından durdurulur. Türk iş dünyası olarak bu kararın Fransız Senatosu’nda bozulması için mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.”

-Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım da konuşmasında, 1915 olaylarına ilişkin Fransız Parlamentosu'nun kararına ilişkin, ''Fransa'da yaşanan insanlık ayıbını çok ciddiye almaya gerek yok. Türk milleti, bu Fransız aymazlığına Fransız kalmaya devam edecektir'' dedi.

Bakan Yıldırım, 2009 yılında başlayan ve başta Amerika olmak üzere Avrupa ülkelerinde yaşanan ekonomik krizin bulaşıcı hastalık gibi ülkeden ülkeye sıçradığını ifade ederek, bu krizin ülke ekonomilerini temelden sarsmaya devam ettiğini söyledi.

Bugüne kadar alışılmış olan krizlerde, şirketlerin battığını, üretim enstrümanlarının zarar gördüğünü, para piyasasında problem olduğunu, bunun karşılığında da hükümetlerin, teşviklerle ve yeni politikalarla krizin üstesinden gelmeye çalıştıklarına dikkati çeken Yıldırım, ''Ancak, bu sefer yaşanan ekonomik kriz öncekilerden çok farklı özelliğe sahip. Artık şirketler değil, ülkeler batıyor. Ayrıca, ekonomik krizin ne kadar daha süreceği, nasıl sonuçlar doğuracağını, hangi sektörün ne kadar etkileneceğini kestirmek mümkün değil'' dedi.

-''Kriz en çok denizcilik sektörünü etkiledi''


Avrupa'yı etkisi altına alan küresel ekonomik krizin, her sektörü az ya da çok etkilediğini, denizcilik sektörünün de bu krizden nasibini aldığını kaydeden Yıldırım, denizcilik sektörünün küresel ticaretle yakın ilişkisinin bulunduğunu, küresel ticarette meydana gelen bozulmanın finansmandaki zorlukların doğrudan, bire dört oranında taşımacılık ve denizcilik sektörlerine yansıdığını bildirdi.
Türkiye'de, bugüne kadar ticaretin dörtte üçünün deniz yoluyla yapıldığı dikkate alındığında, krizin denizcilik sektörüne yansımasının daha net anlaşılabileceğini söyleyen Yıldırım, yaşanan ekonomik krize rağmen Türkiye'nin inatla büyümesini sürdürdüğünü belirtti.

2009 yılında, ''krizin ilacı yatırımdır'' dediklerini hatırlatan Yıldırım, alt yapı yatırımlarını arttırarak sürdürdüklerini bildirdi.
2023 hedeflerini gerçekleştirecek alt yapı yatırımlarının hızla devam ettiğini vurgulayan Yıldırım, bu hedefler arasında önemli denizcilik yatırımlarının da bulunduğunu kaydetti.

Türkiye'de limancılığın taşımalarla birlikte geliştiğini, ancak bu gelişmenin tam sağlıklı gelişme olmadığını ifade eden Yıldırım, 180'i bulan farklı iskele ve çok az sayıda limanın ölçek ekonomisine uymadığını, bu konuda operasyon yapılması gerektiğini söyledi.
Yıldırım, bu yılın ilk yarısında Çandarlı'da temelini attıkları limanın dünyanın 10 büyük limanından biri olacağını bildirdi.

Türkiye'nin 10 yıl içinde artık kendi ihtiyacını, taşımalarını, operasyonlarını değil, bölgesini kuşatan, denize kıyısı olmayan ülkelerin de ihtiyaçlarını gören bir liman işletmeciliği anlayışını geliştirmek zorunda olduğunu ifade eden Yıldırım, çalışmalarını bu amaca yönelik sürdürdüklerini kaydetti.
Konsey toplantısında denizciliğin sorunlarını ve çözüm önerilerini ele alacaklarını belirten Yıldırım, toplantının hayırlı olmasını diledi.

Yıldırım, 1915 olaylarına ilişkin Fransız Parlamentosu'nun kararına ilişkin, ''Fransa'da yaşanan insanlık ayıbını çok ciddiye almaya gerek yok. Türk milleti, bu Fransız aymazlığına Fransız kalmaya devam edecektir'' dedi.


 

 





Adınız Soyadınız
E-Posta Adresiniz
Kullanıcının E-Posta Adresi
Gönderenin Notu
Mesajınız Gönderilmiştir
İlginiz için teşekkür ederiz
ARAMA