Şerit Komutlarını Atla
Ana içeriğe atla

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği

Oturum Aç

Başyazı

forum-ekim-2010.jpg2012 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na göre Türkiye

2012 yılında dünyanın ve Türkiye’nin ekonomik durumuyla ilgili iki önemli rapor açıklandı. İlk olarak Uluslararası Para Fonu’nun yayınladığı 2012 Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na göre 2011 yılında yüzde 4 olan küresel büyümenin 2012 yılında yüzde 3,5’e düşmesi öngörülüyor.

Geçen sene ekonomik faaliyetlerdeki gerilemenin ardından küresel görünümün tekrar artarak güçlendiği, ancak aşağı yönlü risklerin yüksek seviyede kalmaya devam ettiği belirtilen raporda, ABD’de 2011 yılının ikinci yarısında ekonomik faaliyetin artması ve Euro Bölgesi’nde derinleşen ekonomik krize yanıt vermede daha iyi politikalar izlenmesinin keskin bir küresel yavaşlama riskini azalttığı belirtildi.

Büyük gelişmiş ekonomilerde zayıf toparlanmanın yeniden başlayabileceği ve birçok yükselen ve gelişmekte olan ülkelerdeki ekonomik faaliyetlerin de görece kesintisiz devam etmesinin beklendiği ifade ediliyor. Küresel ekonomi iyileşme hâlâ dar bir yolda ilerliyor. Bazı gelişmeler var ama sürdürülebilir küresel büyümeye dönebilmek için yapılması gereken daha çok şey bulunuyor.

Ekonomik faaliyetlerin tekrar hızlanması nedeniyle küresel büyümenin 2013 yılında tekrar yüzde 4 seviyesine dönmesi bekleniyor. Euro Bölgesi’nde hafif ekonomik durgunluk bekleniyor. Yükselen ve gelişmekte olan ekonomilerin güçlü makroekonomik ve yapısal politikaların yararlarını görmeye devam ettiği ama iç kırılganlıkların da giderek arttığı ifade edildi. Bu ekonomilerde, reel büyümenin geçen yıla göre yavaşlayarak yüzde 6,2’den, 2012’de yüzde 5,7’ye düşmesi ancak 2013 yılında tekrar hızlanarak yüzde 6 düzeyine çıkması bekleniyor.

Öte yandan küresel ekonomik büyümeye dair en büyük risk olarak, Euro Bölgesi’ndeki krizin kötüye gitmesi ve kamu borç çevirimi kaynaklı yeni bir krizin alevlenmesi öngörülüyor. İkinci büyük risk ise Orta Doğu’daki belirsizlikler nedeniyle petrol fiyatlarının artmaya devam etmesi. Bunlara karşılık yeni politikaların gelişmesi, finansal koşullardaki rahatlamanın devam etmesi ve jeopolitik gerginliklerin azalması halinde ise küresel büyümenin öngörülenden daha iyi olabileceği belirtildi.

Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’na göre 2011 yılında yüzde 8,5 artan Türkiye’nin ekonomik büyümesi bu yıl yüzde 2,3, 2013’de de yüzde 3,2 olarak bekleniyor. Enflasyonun 2012 yılında yüzde 10,6, 2013 yılında yüzde 7,1, cari işlemler dengesinin milli gelire oranıysa geçen sene yüzde 10 iken, 2012'de yüzde 8,8, 2013 yılında yüzde 8,2 olması öngörülüyor. Geçen yıl yüzde 9,9 olan işsizlik oranının bu yıl yüzde 10,3, 2013 yılında da yüzde 10,5 olması bekleniyor.
Merkez Bankası’nın para politikası kurulu toplantı özeti de nisan ayında yayınlandı. Buna göre Türkiye’de iktisadi faaliyetler ılımlı bir büyüme sergilerken, talep bileşenlerindeki dengelenme güçlenerek sürmektedir. Nitekim yurt içi talep yataya yakın bir seyir izlerken, net dış talep büyümeye pozitif katkı yapmaya başlamıştır. İç talepte ve sanayi üretimindeyse bir yavaşlama gözlenmektedir.

Yılın ilk aylarında gözlenen yavaşlamanın sıkılaştırıcı politika tedbirlerinin yanında olumsuz hava koşulları ve dış belirsizlikler gibi geçici unsurların etkisini de yansıttığı ve önümüzdeki dönemde yurt içi talebin tekrar büyüme eğilimine gireceği beklenmektedir. İstihdamda da ılımlı artış sinyalleri görülmektedir. Yılın üçüncü çeyreğinden itibaren enflasyonun kademeli olarak düşeceği, son çeyrekte düşüşün belirginleşeceği tahmin edilmektedir.

Öncü veriler tüketim talebinde ikinci çeyrek için ılımlı bir toparlanmaya işaret etmektedir. İmalât sanayi firmalarının yeni yatırım plânlarında kayda değer bir olumsuzluk görülmemesi ve tarım dışı istihdamdaki yukarı yönlü seyrin istikrarlı bir şekilde sürmesi, talep beklentilerinde kalıcı bir bozulma olmadığını göstermektedir.

Avrupa ekonomilerinde süregelen sorunlara rağmen ihracat istikrarlı artış eğilimini korumaktadır. Yurt içi talepte süregelen yavaşlamanın ve Türk lirasındaki birikimli değer kaybının ithalat talebini ve enerji dışı cari açığı sınırlayıcı etkileri sürmektedir. Bu doğrultuda, petrol fiyatlarının yüksek seyrine rağmen, cari işlemler açığının kademeli olarak azalmaya devam edeceği öngörülmektedir.

Euro Bölgesi’nde kamu borcuna dair sorunlar bir miktar hafiflemiş olsa da, Bölge büyümesinin olumsuz seyri ve halen yüksek seyreden borçlanma maliyetleri, borç sürdürülebilirliği tartışmalarını canlı tutmaktadır. Bunun yanı sıra, Euro Bölgesi bankacılık sektöründe bilanço düzeltmesinin devam etmesi finansal piyasalardaki kırılganlığı beslemekte ve risk iştahının tekrar bozulma olasılığını gündeme getirmektedir.

Önümüzdeki döneme dair bir diğer risk unsuru petrol fiyatlarının görünümündeki belirsizliklerdir. Her ne kadar küresel iktisadi görünümün zayıf seyri genel olarak emtia fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskıları sınırlasa da, arz yönlü sorunların devam etmesi enerji fiyatlarının görünümüne ilişkin kısa vadede yukarı yönlü bir risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır.

Orta vadede mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak yapısal reformların güçlendirilmesi, ülkemizin kredi riskindeki göreli iyileşmeye katkıda bulunarak fiyat istikrarını ve finansal istikrarı destekleyecektir. Bu yönde atılacak adımlar aynı zamanda para politikasının hareket alanını genişletecek ve uzun vadeli kamu borçlanma faizlerinin düşük düzeylerde kalıcı olmasını sağlayarak toplumsal refahı destekleyecektir. Bu çerçevede Orta Vadeli Plan’da yer verilen yapısal düzenlemelerin hızla hayata geçirilmesi konusunda atılacak adımlar, ekonominin performansı üzerinde büyük önem taşımaktadır.
 
 
Ekonomik Forum dergisinin tamamı için lütfen buraya tıklayınız.
ARAMA